İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Bölücü açılım sürecine ilişkin mesajlar veren Dervişoğlu, kendisine “devşirilmiş aslan yavrusu” diyen MHP lideri Devlet Bahçeli’ye “Bizim Babil nasihatçılarına karnımız toktur diyor. Doğrudur. Bizim de Kandil nasihatçilerine karnımız toktur. Dünya yuvarlıktır, cani Apo bebek katilidir, kim ki onunla fikir ortaklığı yapar onun suç ortağıdır” sözleriyle yanıt verdi.“Denize düşüp yılana sarılanı duydum da yılana sarılıp denize atlayana ilk defa şahit oluyorum” diyen Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Yanlışlarını yüzlerine yüzlerine söylüyorum. Bu yanlıştan dönün diyorum. ‘Hayırlı günler komşum, derdin derdimdir’ diye kapısını çalacağınızı söylediğiniz Türk Milleti’ne bir sorun bakalım. Mahallelerinde Kandil zebanilerini görmek istiyorlar mıymış? Bir sorup öğrenin bakalım Türk Devleti’nin iktidarınız uğruna federasyon çukuruna itilmesine bu büyük milletin rızası var mıymış? Bir sorun öğrenin diyorum. Abdullah Öcalan denilen caninin TBMM’ye talimat vermesini, bu kürsülerde konuşmasını destekliyorlar mıymış bir sorup öğrenin bakalım.”Müsavat Dervişoğlu, Numan Kurtulmuş’a da şöyle seslendi:“‘Söylediklerimden bu anlamı çıkaranlar alçaktır’ diyor. Ne anlam çıkaracağım? Söylediğini millete ifşa ediyorum işte. Bir kere de PKK’ya alçak de! Meclis salonlarında devlet ve millet düşmanları lehine gösteri yapan hainler sürüsüne alçak de göreyim bakalım Sayın Numan Kurtulmuş. Sakına sakın bu saatten sonra benden de cevap bekleme. Ben çukurlara irtifa bahşetmeyi bırakalı çok zaman oldu.”
‘ARA TATİLİ 10 KASIM’A DENK GETİRİRLER’
Dervişoğlu’nun açıklamaları şöyle:“İki gün önce 10 Kasım’dı. Huzurlarınızda, Cumhuriyetimizin banisi, Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kere daha saygı ve minnetle yad ediyorum. Allah gani gani rahmet eylesin. O’nu anlamak, O’nu anmaktan çok daha önemlidir. Çünkü her alanda yaşadığımız sefaletin iki sebebi var: Biri, O’nu anlamadan, anmak ile yetinenler, diğeri ise, anmaktan bile imtina edenler, Bir Fatiha dahi okumayan, bunu da marifet belleyenler. Öyle ki bu zavallıların bir kısmı, içtikleri kaba tükürmekten dahi ar etmezler. Bir kısmı, O’nun üzerine titrediği Milli Eğitimi tarumar etmekle memurdurlar. Ara tatili 10 Kasım’a denk getirirler. Yeni paralel yapıların taşeronluğunu üstlenirler. Bir de hepimizin zorla fonladığı ama hiçbirimizin izlemediği devlet kanalının hali var ki, 364 gün iktidar propagandası yapılır da 10 Kasım yayınında horon tepilir. Ama bu Cumhuriyet’in, ehli namus müftüleri, imamları, kaymakamları, valileri de vardır.Halen kin ekip, nefret biçmeyi beyhude bekleyen tekinsiz bakanlarına inat, Mustafa Kemal Atatürk’ü her gün daha çok seven, okuyan, anlayan, her fırsatta O’na koşan milyonlarca Cumhuriyet evladı vardır. Halen, o acı siren sesini duyduğunda, her ne iş yapıyorsa, tezgahını, direksiyonunu, bilgisayarını, imalatını, koşturmacasını bırakan 2 dakika da olsa O’na saygısını ve minnetini gösteren 86 milyon vatan evladı vardır. İşte o sebepledir ki, O’nun naçiz vücudunun toprak oluşunu, o toprağın da bu vatan olduğunu asla unutmayacağız. O’nun, bir avuç meczup ve gafil tarafından anılmaya da sevilmeye de ihtiyacı yoktur. Bu Cumhuriyeti ilelebet payidar kılmak istiyorsak, bu toprağı ekmeyi, bu toprağı işlemeyi, hakça bölüşüp, insanca yaşamak ülküsüyle çalışmayı asla unutmayacağız. Atatürk’ü sevmenin, Cumhuriyet’i sevmek olduğunu, Cumhuriyet’in de Türk milletinin hürriyet ve istiklali için tek yol olduğunu asla ama asla unutmayacağız.‘BÖLGENİN YASA İLE AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMESİ LAZIM’
Biliyorsunuz, doğal afetlerle değil, umursamazlığın, ihmalin ve vurdumduymazlığın ortak payda olduğu habis bir yönetim anlayışıyla, adeta imtihan ediliyoruz. İş işten geçtikten sonra, mağdurlar acılarıyla baş başa kalırken, iktidar da sözüm ona pislikleri, halının altına süpürme telaşına giriyor. Haftasonu Balıkesir Sındırgı’daydım. Son 3 ayda irili ufaklı 15000 deprem meydana gelmiş durumda. Halk korku ve panik içinde. Yaşanan maddi hasarlar dışında, bu bile büyük bir psikolojik hasardır. Bu kapsamda ilk günden beri sıkıntıları yakından takip ediyoruz. Sorunları çözmek adına, bir kanun teklifi sunuyoruz. Bölgenin yasa ile Afet Bölgesi ilan edilmesi lazım. Esnafın, çiftçinin, tüccarın resmi kurumlara olan borçlarının ertelenmesi lazım. Yuvaları hasar görmüş ve sokakta kalan kiracıların maddi destekten yararlanması lazım.“AKP idaresinde geçen yaklaşık çeyrek asırda bu felaketleri alt alta dizsek, saymaya herhalde ömür yetmez”Her konuda yasayı torbaya doldurmayı bilen iktidar, umarım ki teklifimizi komisyonlarda sümen altı edip, bu konuyu genelgelerle idare etme yolunu tercih etmez. Çünkü Sındırgı bölgesinin çok ivedi şekilde çözülmesi gereken, hayati problemleri var. Örnek mi? Vereyim: Sındırgı’da inşaatı devam eden bir devlet hastanesi var. Bugüne kadar tam 6 müteahhit değiştirmiş, ama halen bitmemiş. Sadece acil servis çalışıyor, diğer birimlerde hizmet yok. 3 ayda 15 bin deprem yaşayan bu insanlar, bu haldeyken, Balıkesir’e ya da çevre ilçelere gidiyorlar. Bu çağda hak mı, reva mı? İhmal ve vurdumduymazlığın, dahası kul hakkının çok acı bir örneğini daha Dilovası’nda yaşadık. 6 vatandaşımızı kaybettik, 7 vatandaşımız da yaralandı. Hepsi de kadın ve kız çocuklarıydı. Hepsi gariban emekçiler. Güvencesiz, sigortasız, asgari ücret bile almadığı açık olan vatandaşlarımız. Haberlerden anlıyoruz ki, yaşadıkları evler, mahalleler, nice şehidimizle, yahut benzeri şekilde can veren nice masum vatandaşımızla aynı. Küflü duvarlar, doğru dürüst eşyası bile olmayan eski evler. Allah rahmet eylesin, acılı ailelerinin baş sağlığı diyorum. AKP idaresinde geçen yaklaşık çeyrek asırda bu felaketleri alt alta dizsek, saymaya herhalde ömür yetmez. Ve hepsinde tablo aynı: Kuralsızlık, denetimsizlik, sorumsuzluk. Potansiyel olarak rüşvet, kayırma, umursamazlık!‘YETERLİ ÇOĞUNLUK OLMADIĞI İÇİN ÖNERGEMİZ OYLANMIYOR BİLE’
Şikayet var, dinleyen yok. İhmal var, denetleyen yok. Her zamanki gibi önlenebilir can kayıpları var, umursayan yok. Çünkü, ruhsat olarak mesken görünen, hiçbir kurala uymayan o fabrikanın sahibinin, tanıdıkları var, dayıları var, abileri var. Ama 3 kuruşa tüm gün ölümle burun buruna çalışanlarınsa kimsesi yok. Oysa onlar, Kimsesiz olmasın diye kurulmuş Cumhuriyet, hukuk düzeni, denetim düzeni, Felç edilmiş. Dar çevrelerin küçük çıkarları uğruna rehin edilmiş. Bu konuyu araştıralım diye meclise önerge veriyoruz, iktidar mecliste yok. Yeterli çoğunluk olmadığı için önergemiz oylanamıyor bile. Bu nasıl bir sorumsuzluktur. İktidar olunca ne projeniz var diyor vatandaşımız, haklı olarak. Çeyrek asrın yılgınlığı ve yorgunluğu üzerine soruyor: Namuslu, vicdanlı ve adaletli olacağız diyorum. İyi olacağız diyorum. Nizamı, kanunu uygulayacağız diyorum. Yok yere ölmeyeceğiz, daha iyi yaşayacağız diyorum. Bunu yapmak aslında kolay diyorum. Yeter ki bu Cumhuriyeti, ehli namuslar yönetsin, iyiler yönetsin. Çözülemeyecek problemimiz yoktur diyorum.‘VATANDAŞI KARNEYLEW EKMEK ALACAK HALE GETİRDİLER’
Biliyorsunuz, Merkez Bankası enflasyon raporunu açıkladı. Yine aynı masalla karşımıza çıktı: ‘Fiyatlar düşecek, enflasyon hedefi tutacak’. Yıllardır aynı hikâye, aynı cümleler, aynı başarısız sonuçlar. 2026’da enflasyonu yüzde 16 olarak tahmin ediyorlar. Tahmin ediyorlar, umuyorlar. Onlar umdukça, Milyonlarca emekli, memur, asgari ücretli kabus görüyor. Bir vatandaş diyor ki, aslında çok da güzel diyor: ‘Eğer maaşıma umdukları kadar zam yapacaklarsa, ben de umduğum kadar vergi ödeyeyim’ Hadi gelin, cevabını verin bakalım. Çünkü bu tahmine göre belirleyecekler zam oranını. Belli ki Asgari ücrete, en fazla yüzde yirmi zam veririz diye planlamışlar. ‘Yüzde 16 biz söyleriz; yüzde 4 de Erdoğan lütfeder’. Oh be ne güzel Türkiye. Zihni sinir vergilerin mucidi İngiliz Mehmet’le, milletin yastık altındaki, 2 bileziğine göz diken Merkez Bankası başkanı, ‘sıkı para politikası’ diyor ama sıkılan Milletin boğazından başka bir şey değil. Talebi zayıflatmak için, vatandaşı karneyle ekmek alacak hale getirdiler. Ve sonunda, ‘enflasyon hedefimizle uyumlu bir patika’ deyip çıkıyorlar işin içinden.‘ASKERİ VESAYET BİTTİ, ASGARİ VESAYET GELDİ’
Gerçek şu; Merkez Bankası 2026 enflasyonunu yüzde 16 olarak tahmin ediyor da milletin 12 ay sonraki enflasyon beklentisini yüzde 54 ölçüyor. Fark neredeyse 4 kat. Merkez Bankası başka bir ülkede yaşıyor, Türk milleti başka bir ülkede. Bir başka gerçek de şu: Enflasyonun en büyük zulmü, temel gıdaya erişimde. Vatandaş aç, üretici sefil, bakalım asrın lideri ne yapıyor? Erdoğan Türkiye’sinde arpa, mısır üretilebiliyor mu? 8 Kasım 2025 tarihli Resmi Gazete’de bizzat Erdoğan imzası ile yayımlanan kararla 1 Milyon Ton Mısır ve 1 Milyon Ton Arpa, sıfır gümrükle ithal ediliyor.Yani Türk Çiftçisi, emeğinin karşılığını alamaz, toprağını ekip biçemezken, kendi çiftçisine para vermeyen bu iktidar, vatandaşın parasını yine oluk oluk yabancı çiftçiye akıtıyor. Kendi vatanında da milletimiz aç kalıyor. Atalarımız boşuna söylememiş: ‘Yalan ile yol alınmaz, yalancı ile yola çıkılmaz’. Uzayan bu yolculuk milletimizi sefalete mahkum ediyor. Ekonomik ve sosyal hayatta onarılmaz yaralar açıyor. Vasatın iktidarında yaşadığımıza bakın, ya şu Dünya’da 200 küsür devlet var, bu kadar asgari ücret konuşulan başka bir ülke var mıdır? Bize reva görülene bakın: Asgari bir iktidarın idaresinde, asgari demokrasiyle, asgari hukukla, asgari liyakatle, asgari güvenlik, asgari eğitim, asgari sağlık, asgari mutluluk, asgari ücretle, asgari hayatlar yaşıyoruz. Hayat ne garip! Askeri vesayet bitti, asgari vesayet geldi! Bu da bu iktidarın hediyesidir.Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren, geçmişini inkar etmekten, tarihi eğip bükmekten çekinmeyen bu müflis iktidarla bu yolculuk bitmeli. Milletimiz, ilk sandık durağında bu trenden inmelidir. Bu iktidar müflis tüccar gibidir. Tüm vaatleri, uygulamaları, programları iflas etmiştir. Beraberinde de, sadece üreticiler, işletmeler, fabrikalar değil, kurumlar ve kurallar da iflas etmektedir. Güven ilişkisi iflas etmektedir. İki hafta önce de dile getirdik, bu ülkenin borsasında manipülasyon, bizzat kamu gücü kullanılarak, devletin verdiği makamlar kullanılarak yapılıyor.‘MEHMET ŞİMŞEK DE SPK YÖNETİMİ DE DERHAL İSTİFA ETMELİ’
Mehmet Şimşek geçen hafta çıktı, ‘Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz’ dedi. SPK Başkanı Ömer Gönül, ‘Piyasa dolandırıcılarını biliyoruz’ dedi. Bunca zamandır biliyorlarmış ama susmuşlar. Yani, biliyorlarmış ama önlememişler. Bu suskunluk, bu sessizlik, suça verilmiş açık izindir. Ve Şimdi yeni bir skandal daha ortaya çıktı: bir yatırım bankasının geçen hafta gözaltına alınan genel müdürü, özel bir bankanın davasında da yargılanmış. Evet, yanlış duymadınız. Piyasa dolandırıcılığı iddialarının ortasındaki bir banka yöneticisi, meğerse zaten davalıkmış. Kim korudu bu insanları? Kim izin verdi bu düzenin sürmesine? Tabi ki iktidar! Açıkça söylüyorum: Bu artık bireysel suç değildir. rganize suçtur. Bu, çürümeden kokma aşamasına geçmektir. Bu ülkenin borsasında dolandırıcılık yapılırken, iktidarın yapması gereken neydi? Vatandaşı korumaktı. Peki ne yaptılar? Rant çevrelerini, borsa çetelerini korudular. Bugün Türkiye’de küçük yatırımcı kaybediyor, 6,5 milyon insan! Aileleriyle 15-20 milyon! Manipülatör kazanıyor. Vatandaşın birikimi eriyor, rant çeteleri büyüyor. İktidar koruyor, kurumlar sessiz kalıyor. Bu düzen böyle gitmez, gitmemelidir. Sözlerim açık ve net: Mehmet Şimşek de, SPK yönetimi de derhal istifa etmelidir.‘ÖCALAN CANİSİNİ ÇIKARTMAK İÇİN UĞRAŞTIĞINIZ KADAR KÜÇÜK YATIRIMCININ HAKLARIYLA UĞRAŞIN’
Önerimi tekrarlıyorum: Meclis’te Öcalan canisini cezaevinden çıkartmak için komisyonla uğraştığınız kadar küçük yatırımcının haklarıyla uğraşın. Kuracaksanız bunun için bir komisyon kurun. Başta Borsa İstanbul olmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Merkez Bankası, Rekabet Kurumu, Kamu Bankaları gibi tüm aktörlerin iş ve işlemlerini denetleyin. Hukukun, devlet olmanın, hukuk devleti olmanın gereği budur. İktidarlarının diyetini milli iradeye değil, yandaşın idamesine adayanlar için bu haykırışımız nafiledir. Ama bilsinler ki cevabını milli iradeden alacaklardır.”BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup toplantısında, kendisine “Sen olmuşsun İmralı, etrafındaki alkış ekibi olmuş Kandil. Siz varken PKK’ya gerek yok” diyen İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’na “devşirilmiş aslan yavrusu” diyerek yanıt verdi.Bahçeli, “Bir düşünürün dediği gibi; ‘Herkesin her şeyden haberdar olduğu, üstelik hiçbir şey yapmadığı, her şeyle dayanışma içinde görünüp yerinden bile kımıldamağı bir dünyada’ maskeli yüzlerin, art niyetli siyaset bezirganlarının, atı arabanın ardına koşmaya çalışan ahmakların paçamızdan tutmasına, önümüzü kesmesine billahi müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:“Tarihte Babil nasihatçileri diye bir kavram vardır. Söylenenlere göre, Babil’de doktor yokmuş. Hastalığı olanlar meydanda toplanır, gelen geçenden yakalandıkları hastalıklar için öğüt dilenirlermiş. Zengin işadamları itibar kazanmak için her fırsatta öğüt verirlermiş. Kimisi şahsi deneyiyle övünür, kimisi de laf ola beri gele konuşurmuş. Ancak Babil’de herhangi bir illete çare üretildiği de görülmemiş. Çünkü Babil’de sorununun çözümü için akıl yerine beyhude öğüt vermenin kolaycılığı, boşa sallayıp dolu tutmanın sorumsuzluğu egemenmiş.Bizim Babil nasihatçilerine karnımız toktur. Terörsüz Türkiye’ye karşı gelenler, hele bir itiraf etsinler; terör bitsin mi, bitmesin mi? Milli birlik ve kardeşlik Cumhuriyet’in yeni yüzyılına mühür vursun mu, vurmasın mı? Küresel ve bölgesel siyaset masasında kartlar yeniden dağıtılırken, menü mü olalım, yepyeni bir millet menkıbesine imza mı atalım? Hıyanet derecesinde gaflete kapılanlar, bir açıklasınlar da öğrenelim.”